1921’ den, 2021’ e Tarihten Ders Çıkarmak

1921’ den, 2021’ e Tarihten Ders Çıkarmak
30 Ekim 2021 15:00 | Fatih ERYILMAZ | GÜNDEM

İnsan nasıl hafızasına kaydettikleri ile iyi-kötü, dost-düşman ayrımını yapıp, daha önce yaşadığı olaylardan ders çıkararak hayatını idame ettiriyorsa, tarihte milletler için bir hafızadır. Tarih bilmeyenler hafızasını kaybetmiş insan gibidir. Hafızası olmayan insanın zararı kendisi ve etrafındaki bir kaç kişi ile sınırlıyken, milletin idaresini ellerinde bulundurupta, tarihten çıkarılan prensipleri bilmeyen ve buna uygun davranmayan, milli bir stratejileri olmayanların, idare ettikleri millete felaketler yaşatmaları muhakkaktır. Tarih bilinç sahipleri için bir erken uyarı sistemidir. Ancak ders almayanlar için tekerrür eder. 
O halde ders alabilmek 100 yıl evveline 1921’e bakalım ve oradan 2021 için dersler çıkaralım.


1921 Batı Cephesi:
Yunan ordusu 15 Mayıs 1919 sabahı İngiliz, ABD, Fransız ve İtalyan donanmalarının koruması altında  İzmiri işgal etti. Bu işgal 9 Eylül 1922'de Türk ordusunun, Yunan ordusunu çıktıkları yerden denize dökmesiyle son buldu. 15 Mayıs 1919’dan, 9 Eylül 1922 tarihine kadar geçen sürede Anadolu içlerine ilerleyen Yunan ordusu tarafından binlerce Türk köyü, kasabası ve şehri yakıldı, onbinlerce asker ve sivil Türk katledildi. İşgalin ilk günü İzmir’de 400, 15-16 Mayıs arası çevre köyler ve kasabalarda  yaklaşık 5.000  Türk katledilmişti. 19 Mayıs 1919 tarihli New York Times gazetesi, işgalin ilk günü 800 Türkün öldürüldüğünü yazmıştı. 16 Mayıs sabahı yerli Rumlar Türk köylerine saldırmaya başladı. Savunmasız insanlar öldürüldü, evleri ve işyerleri yağmalanmaya başlandı. Üzerinde durulması ve düşünülmesi gereken en acı konu yüzlerce yıl Türk hakimiyetinde kendi din, örf ve adetleriyle yaşayan, hiçbir baskı görmeden ticaret yapıp zengin olan yerli Rumlar’ın Türk komşularını katletmek için hazır beklemeleriydi. Daha İzmire çıktıkları ilk gün başlattıkları, ertesi gün Menemende devam ettirdikleri ve denize dökülene kadar hiç vazgeçmedikleri insanlık dışı Türk katliamları Anadolu demografisini değiştirmek amacını taşıyordu. Yüzlerce yıl evvel Bilge Kağanın Orhun yazıtlarında ki uyarısı bir kez daha yaşandı; kanın su gibi aktı, kemiğin dağ gibi yığıldı. Prens oğlun köle, gelinlik kızın cariye edildi.


Kuvvayı Milliye adı altında teşkilatlanan Türkler Yunan Ordusuna birçok köy ve kasabamızda karşı koydular. Ancak sonuç alıcı darbeler için düzenli bir ordu gerekiyordu. Ankara’da Mustafa Kemal tarafından yokluklar ve binbir türlü fedakarlıklarla teşkilatlanan düzenli Türk ordusu ile Yunan Ordusu ;
     1. İnönü muhaberesi ( 6-11 Ocak 1921)
     2. İnönü muhaberesi (23 Mart-1 Nisan 1921
     Kütahya-Eskişehir savaşları (10-24 Temmuz 1921)
      Sakarya Meydan muhaberesi ( 22 Ağustos-13 Eylül 1921)
      Büyük Taarruz ( 26 Ağustos- 9Eylül 1922) savaşlarında 5 kez savaştılar.    

       
İngiliz lojistiği ile Ankara’ya doğru yürüyen Yunan ordusu cephane ve diğer malzeme sevkiyatını kamyonlarla yaparken Türk ordusu sevkiyatını kağnılarla yapıyordu. Kağnının kamyonu yendiği bir zafer kazandık. Herbir sayfası ibret olacak binlerce ihanet, fedakarlık ve kahramanlık hadiseleri yaşandı. 
Şehitlerimizin ruhu şad olsun. 
Batıda Yunanlılarla bu boğuşma devam ettiği günlerde doğumuzda neler oluyordu. Lütfen yukarıda tarihlerini verdiğimiz savaşlarla şimdi Doğu iç cephe için vereceğimiz tarihlere dikkat edelim.
Doğu İç cephe (Koçgiri İsyanı 6 Mart-17 Haziran 1921):
19 Aralık 1918’ de İstanbulda bağımsız Kürdistan kurmak amacı taşıyan, Kürt Teali Cemiyeti kurulmuştu. Cemiyet Doğu illerinde şubeler açmış ve bölgenin ileri gelenleri ile bağımsız Kürdistana yönelik çalışmalar yapıyordu. Kürt Teali Cemiyeti, Hürriyet ve İtilaf Fırkası ve İngiliz Muhibleri Cemiyeti ile işbirliği içindeydi. Dernek İstanbul Hükûmeti ile göstermelik görüşmelerde bulunsada  asıl stratejisi İngilizler ile işbirliği içinde, İngiliz siyasetine uygun davranıp, yardımlarını alarak bağımsız bir Kürdistan kurmaktı. Cemiyetin İstanbulda yaptığı çalışmalar ve doğu vilayetlerinde açtığı şubeleri vasıtasıyla önde gelen pek çok aşiret reisi, ağa ve şeyh cemiyete üye olmuştu. Koçgiri Aşireti reislerinden Alişan Bey ve kardeşi Haydar Bey de cemiyetin üyeleriydi. Bu aşiret reislerinin desteği ile  cemiyet Koçgiride de teşkilatlanmıştı.
Cemiyetin Koçgiride teşkilatlanması ile beraber isyana yönelik ilk adımlar kendini göstermeye başladı. İşgalcilerle yaptıkları işbirliğinden cesaret alan bu hainler, kamu düzeni akamete uğramış bir ülkede kendi süfli planlarını uygulamaya koydular. İsyancılar yurdu işgal eden haçlıya karşı Ankara hükümetinin bölgeden asker toplanmasını engellemek amacıyla yoğun bir propagandaya giriştiler. Bu propagandanın etkisiyle aşiretlerin büyük bir kısmı milli orduya asker vermeyi reddetti. İsyancılar kendileri ile beraber hareket etmeyen aşiretleri ya bizimle beraber olursunuz ya da buraları terk edersiniz tehditleri ile sindirip etkileri altına alıyorlar, Türkmen Alevileride isyana katılmaya zorluyorlardı. İngiliz desteğini alan İsyancılar, aynen batıda yerli Rumlar’ın Türk komşularına saldırdığı gibi komşuları ve dindaşları olan Türk köylerine baskınlar düzenlediler. Türk nüfusa karşı soykırım yaptılar. Bu faaliyetlerle güçlerini artıran isyancılar işgale karşı asker toplamaya çıkan askeri birliklere ve karakollara saldırmaya, askerlerimizi şehit etmeye ve askeri mühimmata el koymaya başladı.
Koçgiri bölgesini tahakkümü altına alan aşiret reisi Alişan Bey 15 Kasım 1920’de Hozat ve Çemişgezek aşiretleriyle bir toplantı yaptı. Hozat’ta yapılan bu toplantıda alınan kararlar TBMM Hükümeti’ne gönderilmek üzere Dersim Mutasarrıfı Rıza Bey’e verildi. Bu istekler şunlardı:
1. Özerk bir Kürt devleti kurulması yönündeki İstanbul Hükümeti’nin kararını Mustafa Kemal Paşa ve hükümetinin kabul edip etmeyeceğinin açıklanması ve bu konuda acele cevap verilmesi.
2. Elazığ, Malatya, Sivas ve Erzincan hapishanesindeki Kürt tutukluların hemen bırakılması.
3. Kürtlerin nüfus olarak çoğunluğu oluşturduğu bölgelerden Türk hükümetinin idare memurlarının çekilmesi.
4. Koçgiri bölgesine gönderildiği haber alınan askeri müfrezenin derhal geri çekilmesi.

TBMM Hükümeti asilere cevap vermedi. Ancak ortamı yumuşatmak amacıyla Elazığ’dan Dersim’e bir Nasihat Heyeti gönderildi. Koçgiri Aşireti ileri gelenleri Nasihat Heyeti’ni kovdular ve 25 Aralık 1920’de Ankara’ya telgraf çektiler. Bu telgrafta : 
“Elaziz vilayeti vasıtasıyla
Ankara Büyük Millet Meclisi riyasetine
Sevr muahedesi mucibince Diyarbekir, Elaziz, Van ve Bitlis vilayetlerinde müstakil bir Kürdistan teşekkül etmesi lazım geliyor, binaenaleh bu teşkil edilmelidir, aksi taktirde bu hakkı silah kuvvetiyle almağa mecbur
kalacağımızı beyan eyleriz.”
Tarih: 25 Teşrin Sani 1336 İmza: Garbi Dersim aşair rüesası
Örgütlenme, sindirme ve lojistik hazırlıklarını tamamlayan isyancılar bu telgrafla isyan bayrağı çektiklerini ilan ettiler. İsyancıların planına göre Nuri Dersimi liderliğindeki aşiretler, önce Dersim’de bağımsızlık ilan edecekler, ardından Erzincan, Elazığ ve Malatya istikametinden Sivas’a doğru yürüyüşe geçecekler, Batı cephesinde Yunan’la boğuşan Türk ordusunu iki Ateş arasında bırakıp, TBMM Hükümeti’nden bağımsız Kürdistan hükümetini tanımasını isteyeceklerdi. Fakat ağır bir kış mevsiminin başlamasıyla Koçgirililerin Dersimle bağlantısı kesildi.  Kış mevsiminin ağır şartları planın 1921 yılı ilkbaharına ertelenmesine neden oldu.
TBMM Hükûmeti isyanı bastırma vazifesini Sakallı Nurettin Paşanın komutasındaki Merkez ordusu ve Topal Osman Ağanın komutasındaki 42. ve 47. Giresun alaylarına verdi.  T.B.M.M. Hükümeti bütün gücüyle işgalci Yunan’a  karşı savaşırken, Koçgiri Aşireti’nin isyan etmesi de gerek Yunanlıların gerekse Kürt Teali Cemiyetinin hamisi olan İngiliz planının bir parçasıydı. Batı cephesinde Yunan’a karşı bir ölüm kalım savaşı verilirken ellerindeki silahlı gücü vatan müdafaasına vermesi gerekenler, bunu yapmadıkları gibi, işgalci haçlı ile fikir ve eylem birliği yapmışlar, silahlarını komşuları olan Türk köylerinden başlayarak Türk’e çevirmişlerdi.
Koçgiri İsyanının öncül eylemleri ile eşzamanlı olarak batı cephesinde Yunan ordusunun ilerleyişi başladı. 2.İnönü Savaşı  ile eşzamanlı olarak Koçgiri isyancıları saldırılarını arttırdılar. İsyanı sebebiyle batıda Yunanlılarla mücadele eden Türk Ordusu, doğuda isyancılara karşı ikinci bir cephe açmak zorunda kaldı. İsyan sebebiyle pek çok askeri kuvvet batı cephesine sevk edilemedi. Nurettin Paşa, Topal Osman ağa ve askerlerimizin fedakarlık ve kahramanlıklarıyla isyan 17 Haziran 1921’de bastırıldı. 


2021’ de Batı ve Doğu cepheleri:
15 Mayıs 1919 günü İngiliz, Fransız ve ABD donanmalarının desteği altında İzmiri işgal eden haçlı zihniyetinin şımarık çocuğu Yunanistan, ülkemizin Suriye, Dogu Akdeniz, Kıprıs ve S-400 meselelerinden dolayı ABD/ AB ile gergin olan ilişkilerini fırsat bilerek boyundan büyük işlere kalkışıyor. Yunanistanın bu hareketlenmesinde, Türkiye’yi kendi istedikleri çizgide diz çöktürmek isteyen AB/ ABD yönetiminlerinden teşvik ve destek gördüğü aşikar. ABD’nin yeni Başkanı Joe Bidenin son günlerde yaptığı bir konuşmasında; “Beyaz Saray’da hiç Yunan asıllı Başkan olmadı. Ama şimdi artık Joe Bidenopulos var!” demesi bile alttan alta yürüttükleri çalışmaların dışa bir yansıması olarak düşünülmelidir. Atalarımız su uyur, düşman uyumaz diye boşa söylememiş. 
FETÖ ile de bağlantılı olan Pentagon görevlisi Micheal Rubin, Yunan Kathimerini Gazetesi'nde “ Türkiye’ye ambargo yapılmasını, Rumlar’a Türkiye’ye karşı silah verilmesini yazdı.
Yunanistan başbakanı “Türkiye AB üyesi olmak istiyorsa Ege'den vazgeçmelidir” açıklaması yaparak Türkiye’ye meydan okuyor. İyon Denizi’ndeki kara sularını 12 mile çıkarıyor. İçişleri Bakanı Yorgos Gerapetritis, 1995 yılında Türkiye’nin Yunanistan’ın Ege’de karasularını 12 mile çıkartmasını savaş sebebi sayacağı kararını bilerek, mecliste yaptığı konuşmasında, zamanı gelince Ege Denizi’ndeki kara sularının da genişletileceğini söylüyor. Yunan tarafındaki heyecan ve hazırlığa bakıldığında İçişleri bakanlarının bahsettiği “zamanı gelince” ifadesinin çokta uzak olmayan bir zaman olduğu anlaşılıyor.
Yunan hükümeti, ABD/ AB’den gördükleri destek ve teşvikle Türkiye’nin sinir uçlarına basacak açıklamalarda bulunup kararlar alırken bu açıklamalar ve kararların sözle kalmadığını, kendi nüfus ve ekonomik gücünün üzerinde bir silahlanma yarışına girdiklerini de görebiliyoruz.
Alman yardımlarıyla ayakta duran zayıf bir ekonomi ve 10 milyonluk nüfusa sahip Yunanistan gücünün çok üzerinde bir silah alım proğramına başladı. Yunanistan'ın 2021 savunma bütçesinin 2,5 milyar euroya çıkartılmasını öngören bütçe Yunan parlamentosunda onaylandı. Yunanistan bu kararla savunma bütçesini geçen yıla oranla yüzde beşyüz artırmış oldu. 
Suriye iç savaşının başlangıcından sonra mülteci korkusuyla yaşayan AB, Yunan sahil güvenlik sistemini ve gemilerini tamamen yenilemişti.
Ülkemiz, S-400 füze sistemi alması sebeb gösterilerek, ortağı olduğu F-35 uçak projesinden çıkarıldı. Ancak Yunanistan'a önümüzdeki birkaç yıl içinde 24 adet F-35 verilmesi planlanmıştır. 18 adet Fransız yapımı Rafale uçağını da filosuna katacağı bilinmektedir. Yunanistanın bu planlamalarına karşılık 2002 yılından bugüne Türk Hava Kuvvetleri filosuna yeni uçak alınmamıştır. Bu durumda ülkemizin Ege'de, Yunanistan'a karşı hava üstünlüğünü kaybedebileceği savunma alanında çalışan uzmanlarca dile getirilmektedir.
Ders alınmadığından tarih yine tekerrür ediyor. 1921’ de İngilizlerin silah, mühimmat ve kamyonlarıyla Türkü batıdan Yunanlılar, doğudan hain Koçgiri isyancıları ile iki ateş arasına alarak yok etmek isteyenlerin bugün yine aynı planı uygulamaya koyduklarını görüyoruz.
Bizim görmediğimiz ve ders almadığımız tarihi tecrübeden Yunanlılar ders çıkarmış;  Yunan generalleri “PKK' yı Türkiye'ye karşı ikinci bir Yunan ordusu olarak gördük’’ diyorlar. Yani PKK/ PYD ve her türlü türevi Türkiye’nin doğusundaki bir Yunan ordusudur.


Peki 2021 yılında Doğu cephesinde durum nedir;
Yeni ABD başkanı Joe Biden, ABD Savunma Bakanlığı’nın başına Lloyd Austin’i getirdi. 2013’te CENTCOM komutanı olan Austin, terör örgütü PKK-PYD-YPG’nin silahlandırdırmasının mimarıdır. Eğit donat proğramı ile terör örgütünden bir ordu yaratmak için herşeyi yaptı. Amerikan ordusu, silahın yanı sıra YPG' ye askeri eğitim ve danışmanlıkta verdi. 
ABD, Irak üzerinden  terör örgütü YPG’ ye onbinlerce tır askeri malzeme taşıdı. Terör örgütü YPG tepeden tırnağa silah, mühimmat ve araç-gereçle donatıldı. Örgüte sağlanan silahlar arasında, tanksavar füzeler, zırhlı araçlar ve havantopları da var. Türkiyenin ABD’ nin YPG’ yi silahlandırılmasına yönelik itirazları, ABD tarafından örgütün İŞİD’e karşı savaşması sebeb gösterilerek duymazlıktan gelindi. Ancak ABD, uçağı, helikopteri ve tankı olmayan İŞİD’e karşı savaş için desteklediğini iddia ettiği YPG’ye neden uçaklar ve tanklara karşı kullanılan silahlar verdiğini açıklamadı. Türkiye’nin tüm çabalarına rağmen ABD, NATO ‘daki stratejik!!! müttefikini değil terör örgütünü tercih etti. ABD silahlandırma, eğitim ve danışmanlık desteği ile güneyimizde terör örgütünden 80.000 mevcutlu bir ordu kurdu. 
2014/ 2015'yıllarında Suriye’nin kuzeyinde, PYD’nin askeri kanadı YPG, Arap ve Türkmenlerle meskun köylere saldırdı. Evleri yıkarak kullanılamaz hale getirdi ve bölgedeki Arap ve Türkmen nüfus zorla göç ettirildi. YPG,  1921 yılında ihanete Türk soykırımı ile başlayan öncülleri ile aynı niyette olduğunu gösterdi. Daha önceden hazırlandığı belli olan bir plan dahilinde Rakka ve Tel Abyatta demografik yapı değiştirildi.
Türk ordusu 2016 şubatında ilk kez Tel Rıfat'ta YPG mevzilerini bombaladı. Türkiyenin “YPG'nin Fırat'ın batısına geçişine izin vermeyiz" ikazına rağmen Ağustos ayında ABD, SDG/YPG ile birlikte Menbic'e operasyon başlattı. Sonrasında da güneye doğru ilerlemeye devam etti. Ordumuz neredeyse tüm Suriye sınırımıza hakim olan ve Hataya yaklaşan bir terör devleti tehlikesine karşı Fırat kalkanı, Zeytin dalı ve Barış pınarı harekatlarını yaptı. Bu harekatlarla terör örgütünü sınırlarımızdan bir miktar uzaklaştırdı. ABD’nin terör örgütünün Menbiç’i boşaltacağına dair sözleri de tutulmadı. 
Şu anda SDG/ YPG, Suriye’nin verimli tarım arazilerinin büyük bir kısmını ve ülkenin tüm enerji kaynaklarının yaklaşık dörtte üçünü  kontrol ediyor. Bu kaynaklarla yıllık milyarlarca dolarlık geliri olan bir terör örgütünün sınırımızda hızlı bir şekilde devletleşip propaganda ve eylemlerini ülkemize çevireceğini söylemek kehanet olmayacaktır.
1921 yılında emperyalistlerin, Türkü iki ateş arasına alıp yok etme planı Milli mücadeleyi yürüten komuta kademesinin isabetli öngörüleri ve  tecrübeleri, milletimizin fedakarlıkları ile çöpe atıldı. 2.dünya savaşı sonrası İngilterenin yerini alan ABD ülkemizin doğusunda ve batısında bizi kıskaca alacak yeni bir oyun dizayn etmektedir. 1921’ de kıskacı parçalayan Türk ordusunun ve milletinin başbuğu Mustafa Kemal Atatürk tarihten bize ışık tutarak şöyle demektedir; “Felaket başa gelmeden evvel önleyici ve koruyucu tedbirleri düşünmek lazımdır, geldikten sonra dövünmenin yararı yoktur." Tarih tedbirsizlere merhametin olmadığını anlatan acı hikayelerle doludur. 
Unutmayın : Gafleti uzun ve derin olanın devleti yok olur.

...
...
...
...
...

Yorumlar

Mehmet Öz
02 Kasım 2021 17:27
Çok güzel bir yazı olmuş. Tebrik ederim.

Yorum Gönder